Dolar
9,4599
Euro
10,9949
GRAM ALTIN
546,99
BIST
1.508
Konya
kapalı
15°C
Yeni Meram

KİTAP TANITIMI "ULU BOZKIRIN MİRASI": NURSULTAN NAZARBAYEV

KİTAP TANITIMI “ULU BOZKIRIN MİRASI”: NURSULTAN NAZARBAYEV- Adem ESEN- Yeni Meram Gazetesi

A+
A-
03.09.2021 01:52
02.09.2021 15:54
0
1570
ABONE OL


Bu yıl Kazakistan’ın bağımsızlığının 30’ncı yıldönümüdür. Ülke, Orta Asya’da 2,724,900 km2lik alana sahiptir, Kuzeyde Rusya, Doğuda Çin, Güneyde ise Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile sınırları vardır. Dünyanın en geniş açık denizlere kapalı ülkesidir, 18.8 milyon nüfusu ile en düşük nüfus yoğunluğuna sahiptir. Başkenti önceden Almatı (burası elma ile lalenin anavatanıdır), sonra Astana (yeni adıyla Nur-Sultan)dır.
Kazakistan Cumhuriyetinin Birinci Cumhurbaşkanı-Nursultan Abişoğlu Nazarbeyev’in bozkır medeniyetinin tarihi ve gelişimi ve Türk Dünyası hakkındaki konuşmaları yer alan “Ulu Bozkırın Mirası” adlı kitap Türkçe basılmış olup Elbaşı (Kazak dilinde El bası halkın başı demektir s.209) Kütüphanesi yayınıdır, Nur-Sultan’da 2020 yılında basılmıştır ve 388 sayfadır.
Kitap üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm Ulu Bozkır’ın tarihi ve kültürel yönleri, ikinci bölümde Ulu Bozkır’ın ünlü isimleri ve üçüncü bölümde Türk entegrasyonu yolunda başlıklarını taşımaktadır.
Birinci bölümün ilk makalesi Geleceğe Bakış: Kamu Bilincinin Modernizasyonu Programı başlıklıdır. Siyasi ve ekonomik modernleşme sürecinden sonra kamu kesiminin modernizasyonu ile hedef, “dünyanın otuz gelişmiş ülkelerinden biri olmaktır”. Bu kapsamda 21’nci yüzyılda ulusal bilincin korunması üzerinde durulacaktır. Zira ulusal kültürel köklere dayanmadan modernleşme havada asılı kalacaktır. (s.14) Bu çerçevede rekabetçilik (doğal kaynaklardan çok bireylerin rekabet edebilirliği), pragmatizm (radikal ideolojilerin dönemleri geçti, tarih bize gerçekçi olmayan ideolojilerin yönettiği ulusların yenildiğini gösteriyor), ulusal kimliğin korunması (küresel dünyaya uymayan arkaik alışkanlıkların ve bağımlılıkların geçmişte bırakılmasıyla beraber), bilgi kültü, Kazakistan’ın devrimci değil evrimci gelişimi öngörülmektedir. Zira yirminci yüzyılda Kazak halkına (önceden Rus işgali) yabancı toplumsal yapı (Sovyet baskıcı ideolojisi) dayatılmış, nüfus ciddi olarak azaltılmış (üç milyona yakın sürgün ve katliam olmuş, s.283), Kazak dili ve kültürü neredeyse kaybolmaya bırakılmış ve birçok bölgede ekolojik felaket yaşanmıştır. (s.22) Gelecek için somut projelerden bazıları şunlardır: 2025 yılına kadar Latinceye aşamalı olarak geçmek, dünyanın en iyi 100 ders kitabını Kazak diline çevirmek, Ulusal Tercüme Bürosu oluşturmak, Vatanseverlik programında ortaokullarda doğduğu bölgenin tarihini öğretmek, Tuğan Jer projesiyle halkın zihinlerindeki ulusun türbelerini güçlendirmek, milli ve manevi mekanları imar etmektir. Büyük Bozkır ile milli tarihin ihyası üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda ata binme kültürü (bu kültür bir yandan savaşma yeteneğini diğer yandan birtakım teknik buluşları beraberinde getirmiştir), madencilik, Altın Elbiseli Adam, Türk Dünyasının Beşiği olan bu coğrafyada yetişen ilim ve fikir adamları Farabi, el-Harezmi, Uluğ Bey, Harizmi, Ahmet Yesevi vd; devlet adamları Kültegin, Beybars, Abılay, Kenesarı ile Abay gibi pekçok fikir ve sanat adamlarını anmak, hatıralarını yaşatmak, Büyük İpek yolunun ekonomik kazanımları üzerinde durulmaktadır.
Kazak Bozkırı büyük Türk coğrafyasının önemli bir parçasıdır. “Kazakistan, Azerbaycan, Orta Asya ülkeleri Rus imparatorluğunun sömürgeci politikasına dahil edildi. Bu olay, Türk dili konuşan haklar için ulusal bir devlet olmanın kaybına, metropol tarafından uygulanan Ruslaştırma politikasının bir sonucu olarak ulusal ve sosyal bir baskıya başbaşa kalma durumu idi. En şiddetli darbe ise ulusal kimlik üzerinde yapıldı. Rus imparatorluğunun uyguladığı sömürgecilik politikası, Türk halklarının modern uluslara dönüşümünün doğal evrimleşme karakterini engelledi.” Sovyet sosyo-politik sisteminde sözde bağımsızlık vardı, ama aslında ulusal diller kaybolmaya yüz tutmuş, milli kültür adına ne varsa tahrip edilmiş, tüm milli kimlikler totaliter rejime kurban verilmişti (s.96). Hatta bu dönemlerde Kazak halkı kendi topraklarında azınlık haline gelmiş, topraklarında nükleer uygulamalar yapılarak çevre zararlarına sebep olunmuştur. Nazarbevey, bu olumsuzluklara rağmen günümüz Türk dünyasının bunlarla baş edecek potansiyele sahip olduğunu belirterek bunu “Türk-İslam medeniyeti” olarak ifade eder. (s.101) Orta Asya Birliği ve Türk Dünyası Birliği üzerinde durur.
Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’ın 1500 yılı münasebetiyle yaptığı konuşmada Sayın Nazarbayev, 1861 yılındaki işgalcilerin Hoca Ahmet Yesevi Türbesini, Han mezarlarını yerle bir etmelerini anlatarak milli değerlerin, yapıların ayağa kaldırılma, tarihi kahramanların anıtlarının dikilerek onlara sahip çıkılmasını şöyle özetler: “Yıkılmış şehirlerimizin ve kum basmış bozkırlarımızın tarihi kadim abideler ve eskiden gelen anıtlar tarafından yazılır. Biz, halkımızın büyük isimlerine anıtlar dikerek bilincimizi yeniliyor, ruhumuzu mutlu ediyor ve şanımızı yüceltiyoruz” (s.132).
2014 yılındaki milli gelir, 1993 yılına göre 19 kat artmış, kişi başına gelir 696 $ dan 13.000 $ a çıkmıştır. Dolayısıyla siyasi bağımsızlık iktisadi gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Bağımsızlık yıllarında 13.000 okul, 1250 sağlık ocağı, 4000 anaokulu yapılmış, ortalama yaş beklentisi 72’ye çıkmıştır. (s.145)
Kazakistan Türksoy’un kurucu ve aktif bir üyesidir. Ayrıca AGİT, İslam işbirliği Teşkilatı, Şangay işbirliği örgütünde de etkin bir ülkedir. Ülkede, kumanda ekonomisinden sonra piyasa mekanizmasının benimsenmesinin ülkeyi geliştirdiği görülmektedir.
Kerey ve Janibek hanlar Kazan hanlığının temelini atmıştır. Kazakistan’da tarihte ilk kez kendi düzenli ordusu bağımsızlıktan sonra kurulmuştur. (s.172)
Ayrıca Sayın Nazarbeyev’in özellikle Stalin’in zulmünde can veren milli kahramanlar Riksulov, Hocanov, Cansügiro, Maylin anma toplantılarındaki konuşmaları yer almaktadır. Abay Kunanbayev programı (Almazı 1995) UNESCO ile birlikte yapılarak mesaj tüm dünyaya yayılmıştır.
Ülkenin yeni başkenti Astana (şimdiki ismiyle Nur-Sultan) yeni kurulmuş bir başkenttir. Bu şehrin sokaklarına caddelerine tarihi şahsiyetlerin adları verilmiştir.
Kitapta dikkat çeken bir makale Sovyet dönemi devlet adamı Dinmuhammed Ahmetoğlu Konoyev hakkındadır. Sovyet dönemi tarihin bir parçası olarak kabul edilmekle beraber, ilk yönetimin karşılaştığı zorluklar dile getirilmiş ve Almatı’daki çalışmalar takdirle anlatılmıştır. “Yirmi yıl önce, eski idol olan anıtlar başka cumhuriyetlerde kırılıp yıkıldığında, biz bunu yapmadık. Her zaman geçmişimize, ülkemizin tarihinde iz bırakan geçmiş nesile saygı duymaya devam edeceğiz. Ülkemizin istikrarlı kalkınmasının temeli olarak onu yeni kuşaklara emanet edeceğiz” (s.302).
Abilay Hanın üç hayalini 2013 yılında gerçekleştirdiklerini belirten El başı bunların, devletin üzerinde barış ve huzurlu bir gökyüzü, insanların topraklarını tam olarak kullanmaları ve ülkenin birleştirilmesi olduğunu belirtir. (s.312)
Türk bölgesi enerji kaynakları bol olan bir yerdir. Bunun ticari işbirlikleri ile geliştirilmesi ve Türk devletleri arasında yetersiz olan iktisadi ve kültürel işbirliğinin geliştirilmesi için Kazakistan ciddi destek vermektedir.
Sayın cumhurbaşkanına bu güzel kitaptan dolayı teşekkür ederken, kardeş Kazakistan’a daha nice güzel yıllar temenni ederiz.

HABER YORUMLARI
  1. Henüz yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.