Dolar
8,8689
Euro
10,4740
GRAM ALTIN
499,21
BIST
1.385
Konya
açık
19°C
Yeni Meram

MİLLİ İRADENİN GÜÇLÜ SESİ

MİLLİ İRADENİN GÜÇLÜ SESİ- Adem ESEN- Yeni Meram Gazetesi

A+
A-
16.07.2021 01:06
15.07.2021 15:09
1
1421
ABONE OL

15 Temmuz 2016 Cuma günü akşama yakın bir saatte evde akşam yemeği hazırlanmış, karşı taraftan, Anadolu yakasından üniversitedeki işinden dönecek büyük oğlumu bekliyoruz. Hatta çabuk gelmesi için telefonla biraz acele etmesini istiyoruz. Ama şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü adını taşıyan Boğaziçi köprüsünde ciddi bir trafik sıkışıklığından bahsediyor, uzun süreden beri trafiğin hiç hareket etmediğini söylüyordu. O zaman oturduğumuz yerden köprünün trafiğini dürbünle de takip edebiliyorduk.
Aradan bir süre geçip ortalık kararınca televizyon haberleri değişmeye başladı. Sosyal medyada yorumlar başlamıştı. Sonunda TRT açıklamasıyla darbe ilan edildi. Oturduğumuz sitede üst düzey yetkililerin –fiilen oturmasalar da- isimleri olunca güvenlik görevlileri aradılar ve askerler tarafından tabancalarının alındığını haber verdiler.
Herkes kafasından hesaplarını yaptığı anlaşılıyordu. Hatta zengin muhitlerde marketler boşaltılmış ne olur ne olmaz kabilinden hazırlıkları yapanlar vardı.
Bir arkadaşımız Havaalanına Sayın Cumhurbaşkanımızı karşılamaya gidiyoruz, haberine biz de hanımla çıkmaya karar verdik. Hatta hanım, evde Konya’dan gelen misafirlerimizle helalleşiyordu. Yollar, o birkaç saat önce arabalarla dopdolu caddeler, sokaklar bomboştu; Nisbetiye caddesinden, Zincirlikuyu kavşağına kadar herhalde bir veya iki araca tesadüf ettiğimizi hatırlıyorum. D-100 karayolu yani Birinci Çevre yolunda sağlı sollu tek tük araba vardı. Adalet Sarayını geçince yolda büyük bir tır yolu enine kesmişti. Dolayısıyla arabayla yolu devam etmek mümkün değildi. Yolda geri dönerek, yani ters istikamette Mecidiyeköy kavşağına gidip oradan ara sokaklardan tekrar Çevre yoluna çıktık. Bu arada, havaalanına giden arkadaş yolların kapalı olduğunu söyleyince biz de İSKİ genel müdürlüğüne doğru yöneldik. E5-E6 bağlantı yolundaki kurumun ana girişi kapalıydı ve etrafı epeyce karanlıktı. Ara yoldan diğer ana girişe yöneldik ve bizimle beraber gelen sayısı ona yaklaşmıştı. Milletin verdiği silahları hıyanet eseri millete doğrultanlar, meğer ki İstanbul’un gözleme kameralarının merkezi olan Afet Koordinasyon Merkezini işgal etmişler ve çatıya keskin nişancılar yerleştirmişler. AKOM İstanbul’daki tüm kameraların takip edildiği yerdi. Bu sebeple işgal edilmişti. Elektrikler kesildiğinden oradaki işgalcilerin başı, elektriklerini açmaları için emirler yağdırıyordu. Uzaktan, genel müdür arkadaşımız böyle bir hain darbeye neden alet olduklarını sordu. Buradakiler demek ki daha insaflılarmış ki, bu sözlere karşı ateşle cevap vermediler. Ama başta kurum personeli olmak üzere çevreden gelenler silahlı işgalcilere de gözükmüyorlardı. Sonradan öğrendik ki Boğaziçi köprüsü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önü, Borsa-İstanbul önünde ve Ankara’da pek çok yerde hem kendilerinden olmayan askerlere ve polislere hem de halkı kurşun yağmuruna tutmuşlar ve 251 kişi şehit olmuş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Silahlı grup karşısında korku sinince ışıkları bile açamıyorsunuz. Kurum 9 katlı, yandaki silahlılarınki ise daha düşük seviyede… Lavabolar tam köşede ve silahların hedefinde… O yüzden lavabolarda ışık yakılmıyordu. Olur ya, eşkıya çetesinin aklına eser, ışıkları hedefe alabilirlerdi. Nitekim ellerinde hiçbir silah vs. olmayan sadece milli idareye sahip çıkmak için meydanlara inen insanlar hedef almıştı. Bu arada toplanan halk gecenin mahmurluğu ile esniyor veya bazıları ellerinde dua kitaplarıyla dua ediyorlardı. Arada bir ofislere çıkıp, haberler takip ediliyordu. Sayın Cumhurbaşkanı Havaalanına inmişti. Ama bekleyiş devam ediyordu.
Derken sabah oldu. Uçaklar Boğaziçi’nde öyle uçuyorlardı ki sanki ortalık yırtılıyordu. Sonra anlaşıldı ki, kaybettiklerini anlayınca halkı tacize başlamışlar.
O gün Üniversiteden hocam olan Nevzat Yalçıntaş beyin vefat ettiğini öğrendik. Ertesi gün öğle namazı Fatih Camiinde hoca ile birlikte olaylarda şehit olanların cenaze namazları kılındı. Akşam namazından sonra sabaha kadar milli irade nöbetleri başladı. İstanbul’da bu nöbetler pek çok noktada yapıldı. Bunların başında 14 kişinin şehit olduğu Saraçhane’deki Belediye önünde Şehzade Camii yanındaki parktı. Bu parkta belediyelere ait şirketler, sendikalar, vakıflar, dernekler çadır kurdular; emek arası katıklar, çaylar vs. için stantlar açtılar. Taksim de böyle bir merkezdi. Bulgurlu alanı Sayın Cumhurbaşkanının evinden dolayı merkez oldu. Beşiktaş, Başakşehir gibi yerlerde de aynı organizasyonlar yapıldı. Bir yandan cami hizmetleri, vaazlar, diğer yandan lavabo hizmetleri, kendiliğinden şekillendi. Buralarda konuşmalar yapıldığı gibi kamuoyu diri tutuldu. Her gece Saraçhane’nin müdavimi yanında diğer bir veya birkaç noktaya da giden birisi olarak hırsızlık, vandallık veya sarkıntılık gibi olumsuz bir şikâyet basına aksetmediği gibi, böyle konular da duymadık.
1-15 Haziran 2013 tarihleri arasındaki Gezi Parkı olaylarını da takip etmek istedim. Ama basında gördüklerim çoğumuzu korkuttu. Yakma, yıkma, aşırılıklar, neredeyse sosyalizm gelecekti ülkeye. 15 Temmuz sonrası demokrasi nöbetleriyle Gezi olaylarının karşılaştırılması faydalı olur.
15 Temmuz’a götüren sebepler, sonuçlar ve etkilerini tahlil ayrı bir konudur. Belediye görevimiz sırasında Milli Eğitime verilmek üzere okulların yapımını teşvik ettiğimizden 15 Temmuzda hain girişimde bulunan grup bunu kendi politikalarına aykırı görüyorlardı. Bu sebeple belediyemizden istediklerini alamadılar ve alamazlardı da. Bu sebeple Anadolu İmam Hatip Lisesinin yerini de alamadılar. Ancak gafil ve menfaat şebekeleriyle ortaklaşa bunun bedelini ödetmeye çalıştılar. Hamdolsun sicilimiz temiz olunca bir şey yapamadılar. Çoğu meselelerin altında da bu çete vardı, çete çoğu iyi niyetleri istedikleri istikamette kullanabiliyordu. Neyse bunlar ayrı meseleler… Bilimsel bir çalışma veya ticari işbirliği yapmak için bile vize alamadığınız ülkelerin darbecilere sahip çıkmaları, aslında sorunun kaynağını gösteriyor.
Burada belirtilmesi gereken bir husus “Yenikapı Ruhu”dur. Bu mitingde yani Demokrasi ve Şehitler Mitinginde gerçekten iğne atsanız yere düşmezdi. Mitinge 5 milyon kişi katıldı; Cumhurbaşkanı ile AK Parti, CHP ve MHP liderleri ilk kez aynı miting meydanında buluştu ve Genelkurmay Başkanın da ilk kez bir mitingde milyonlara hitap etti. Milli irade demokrasinin şekillendiği alandır. Bu sebeple iktidarıyla muhalefetiyle bu ruhu korumak ve sürdürmek gerekir.

HABER YORUMLARI
  1. Mert soy
    2021-07-23 06:55:11
    Allah bu müslümanların, başta türk milletinin belasını vermeyecek de, kimin belasını verecek Allah aşkına? Bu kadar aptal geri zeka bir millet dünyada benzeri yok. Afrika'da yaşayan yamyamlar bile bu milletten çok daha IQ derecesi yüksek insanlar oldukları açık. Merhum Aziz Nesin ne kadar da güzel bir söz etmiş.