Dolar
13,1227
Euro
14,9311
GRAM ALTIN
756,58
BIST
1.810
Konya
kapalı
11°C
Yeni Meram

VENİZELOS ATATÜRK’Ü NOBEL’E ADAY GÖSTERMİŞTİ

VENİZELOS ATATÜRK’Ü NOBEL’E ADAY GÖSTERMİŞTİ- Abdurrahman KUTLU- Yeni Meram Gazetesi

A+
A-
25.11.2021 01:48
24.11.2021 16:49
3
1088
ABONE OL

Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti, galip devletlerle Mondros Ateşkes Antlaşmasını yapmış, Yunanlılar İngilizlerin teşviki ve desteği ile önce İzmir’i sonra Ege Bölgesini işgal etmişti. Yapılan savaşlarda her iki tarafın da çok kayıpları olmuş, Yunanlılar Ege Bölgesini yakıp yıkmışlar, nihayet 9 Eylül 1922’de denize dökülmüşler, ülkemizden atılmışlardı. Her yönüyle Yunanistan’a da pahalıya mal olan bu densizlikleri “Yunanlıların Küçük Asya Felaketi” olarak anıldı. Bu savaşlardan sadece sekiz yıl sonra, 1930 yılında Başbakan Venizelos heyetiyle Türkiye’yi ziyaret etmiş Ankara Palas’ta ağırlanmışlardı. Burada Atatürk’le görüşmüş, İsmet İnönü ile “Türk-Yunan dostluk ve işbirliği anlaşmasını” imzalamıştı. Lozan’da Yunan delegesi olarak bulunan Venizelos karşı karşıya olduğu İsmet Paşa ile şimdi dostluk masasında bulunuyordu.

Bu dostluk ve işbirliği anlaşmasının bazı maddeleri şunlardı:
Türkiye ve Yunanistan, kendilerine saldıracak başka bir ülke ile herhangi bir anlaşma yapmayacak
İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları ilk olarak müzakereler yoluyla çözülecek, müzakerelerden sonuç alınamazsa Uluslararası Mahkemelere başvurulacak
Ülkelerden birinin üçüncü bir ülkenin saldırısına uğraması halinde diğer ülke tarafsız kalacak
Bu anlaşmadan sonra Başbakan İsmet İnönü 1931'de Balkan Oyunları'nı da izlemek için Atina'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdiğinde Yunanistan'ın başkentinin ana caddeleri Türk ve Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Atinalılar Türkiye'den gelen resmi misafirleri yollarda sevgi gösterileriyle karşılıyordu. Türk heyetine eşlik eden Türk askerleri, Yunanistan Parlamentosu önündeki "Meçhul Asker Anıtı"na çelenk koyma töreninde Yunan askerleriyle birlikte hazır bulunmuştu.

Venizelos esas dünya basınını 1934’de bir kere daha şaşırtmış ve Atatürk’ü Nobel’e
Aday göstermişti. Mustafa Kemal Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday gösteren Venizelos, bir yandan mağlubiyet sancıları çeken, savaşın yaralarını sarmaya çalışan, üst üste yapılan darbelerin bedeline katlanan ülkesi için yeni bir sayfa açmak istiyor; diğer yandan Türk-Yunan barışının kalıcı olması gerektiğine inanıyordu. Atatürk’ün samimiyetinden, gösterdiği yakın ilgi ve başarılarından çok etkilendiği belliydi.

Venizelos, samimiyetine güvendiği Mustafa Kemal Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne layık gördüğünü, Nobel Komitesi'ne dönemin resmi dili olan Fransızca yazdığı bir mektupla bildirdi. Venizelos üç sayfalık mektubun ilk bölümünde Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı'nda verdiği mücadeleden sonra yeni bir ulus devleti olarak doğan Türkiye'de yaptığı reformları, Yunan halkının Türkiye'deki bu başarıları takdirle karşıladığını sıralıyordu.

Mektubun son bölümünde ise şu satırlara yer verilmişti:
"Küçük Asya Felaketi ertesinde saygın bir ulus devleti olarak yeniden doğan ve anlaşabileceğimize kani olduğumuz Türkiye, uzattığımız dostluk elini büyük bir samimiyetle sıkarak kabul etmiştir. Bu yaklaşımımız, halkların düne kadar olan çok ciddi anlaşmazlıklarını gidermelerine örnek olacak. Halklarımız, yalnız olumlu sonuçlar getiren samimi bir barışın nimetlerinden faydalanacak. Yaklaşımımız, gerek ülkelerimizin gerekse de Yakın Doğu'nun (Orta Doğu ima ediliyor) barış düzenine hizmet edecektir.
Bu barışın sağlanmasında en değerli katkıyı gösteren kişi, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'dan başkası değildir. Bu nedenle, 1930'dan bu yana Yunanistan hükümeti başkanı olarak Yakın Doğu'ya yeni bir dönem getiren ve barışı sağlayan Türk-Yunan paktının imzalanmasından sonra, siz Nobel Barış Ödülü saygın üyelerine, Mustafa Kemal Paşa'yı bu kıymetli ödüle layık görmekten şeref duyduğumu belirtir; adaylığını kabul etmenizi arz ederim. En derin saygılarımla."

1934'te Nobel Barış Ödülü Atatürk'e değil, Milletler Cemiyeti önderliğinde organize edilen Dünya Silahsızlanma Konferansı'na katkıları nedeniyle, 1929-1931 yılları arasında İngiltere Dışişleri Bakanı olarak görev yapan İskoçya kökenli siyasetçi Arthur Handerson'a verildi.

Eleftherios Venizelos kimdir?
Yunanistan'ın eski başbakanı olan Elefterios Venizelos, 1864 yılında o zamanlar bir Osmanlı toprağı olan Girit adasındaki Hanya şehrinde doğdu. Eleftherios Venizelos, Osmanlı hâkimiyetinde bulunan ve Yunan nüfusun fazla olduğu bölgeleri de Yunanistan topraklarına katmayı amaçlayan "Megali İdea"nın (Büyük Fikir) mimarı ve modern Yunanistan'ın en önemli siyasetçilerinden biri olarak biliniyor. Şuurlu bir Yunan milliyetçisidir. Venizelos Yunanistan'da ilki 1910'da, sonuncusu ise 1933'de olmak üzere toplam 7 dönem başbakanlık yaptı. Başbakanlığı sırasında 1919'da İzmir'i işgal eden Yunan ordusunun Aydın'a kadar yayılan bir bölgede kalmasını istiyordu.
Venizelos, Yunanistan'da 1920'de seçime gitti. Seçimleri "Evlatlarımızın Anadolu'da ne işi var, onları geri getireceğiz" sloganları atan muhalefetteki Kral I. Konstantin yanlısı partilerin koalisyonu kazandı. Ancak göreve gelen hükümet Yunan ordusunu geri çekmedi ve orduya Ankara'ya ilerlemesi emrini verdi. Yenilgiden sonra Yunanistan'da askeri darbe yapıldı. Ankara'ya ilerleme emrini veren ve ikisi başbakanlık yapmış beş siyasetçi (Dimitrios Gounaris, Georgios Baltatzis, Nikolaos Stratos, Nikolaos Theotokis, Petros Protopapadakis) ile ordunun "Küçük Asya (Anadolu) Komutanı" Georgios Hatzianestis, alelacele kurulan Askeri Mahkeme'de "vatan hainliği" suçlamasıyla yargılandı. Yargılanan altı kişi de suçlu bulundu ve kurşuna dizildi. Sürgündeki Venizelos ise 1923'te Lozan Antlaşması'nı imzaladıktan sonra yapılan seçimlerde birkaç kez daha başbakanlık koltuğuna oturdu.
Atatürk'ten 17 yaş büyük olan Venizelos 1936'da öldü. Venizelos'un mezarı, doğup büyüdüğü Girit adasında bulunuyor.
Bu derlemede de görüldüğü gibi, ülkeler arasında ne kadar acılar, hüzünler ve nefretler olsa da, bunlar daimi olmaz, hele komşu ülkeler arasında hiç olmaz. Bizim “ komşu komşunun külüne muhtaç” atasözümüz bu gerçeği çok güzel açıklar. Buna benzer bir durum da II. Dünya Savaşından sonra, savaşta birbirlerine çok zararlar vermiş ve birbirinin amansız düşmanı olan Almanya ve Fransa’nın öncülüğünde, savaştan sadece beş yıl sonra, 1951 yılında bugünkü Avrupa Birliğinin temelleri atılmıştı.
Türk halkı, Atatürk ve Venizelos tarafından kurulan Türk-Yunan dostluğunun bozulmasını istemez. Türkiye’nin Yunanistan’a beslediği bir husumeti yoktur. Yunanistan’ın da Türkiye’ye hiçbir önyargısının olmaması arzu edilir. Yunan siyasetçilerinin de bunun farkında olması, içerdeki politikalarını ve başarısızlıklarını Türkiye düşmanlığı üzerine kurmamaları her iki ülkenin menfaatinedir. Sanayisi olmayan, turizmden başka önemli bir gelir kaynağı olmayan Yunanistan için kara, deniz ve hava yolu ile en büyük turist kaynağı Türkiye’dir. Yunan hükümetleri kıt kaynaklarını silaha değil, halkının refahı için harcamalı ve ülkesini tehlikeye atacak, özellikle Türkiye aleyhine olacak başka devletlerin telkinlerinden şiddetle kaçınmalıdır. Aksi halde yüz yıl önceki vahim hatalarını tekrar etmiş olurlar.
Dr. Abdurrahman Kutlu

HABER YORUMLARI
  1. Nurhan Öztürk
    2021-11-25 14:02:22
    Çok etkileyici ve herkesin bilmesi gereken bir yazı tebrik ediyoruz
  2. Ünal Zorludemir
    2021-11-25 16:24:16
    Çok iyi kaleme alınmış çok güzel bir yazı. Teşekkür ederim.
  3. mevlüt mülayim
    2021-11-26 08:16:16
    Sayın Hocam, "Komşu komşunun külüne muhtaç" atasözü çok yerinde. Günümüzde ise "Komşuya kızan avadanlık (alet ekipman) sahibi olur" atasözü öne geçmekte, yunanistan habire silahlanıyor, inşallah yanlışı sürdürmez bahsettiğiniz dostluğa dönülür. Sağlıklı günler dilerim.