Dolar
8,7652
Euro
10,3198
GRAM ALTIN
493,15
BIST
1.401
Konya
az bulutlu
14°C
Yeni Meram

Sağlık Bakanı Koca: Zorunlu testler ücretsiz yapılacak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, devlet hastanelerinde zorunlu PCR testlerinin ücretsiz yapılacağını açıkladı.

A+
A-
19.08.2021 20:36
19.08.2021 20:38
1
1551
ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası, aşı olmayanlarda PCR testi isteneceğini açıkladı.


Buna göre, 6 Eylül'de yüz yüze eğitimin başlamasıyla henüz aşı olmamış öğretmen ve personelin haftada en az 2 defa PCR testi yaptırması istenecek.

Aşı olmayan üniversite öğrencileri ve üniversite çalışanları düzenli PCR testi yaptıracak.

Konser, tiyatro ve sinema gibi insanların toplu olarak bulunduğu faaliyetler için de zorunlu PCR testi uygulaması devreye alınacak .

Uçak ve şehirler arası otobüs yolculuğu için zorunlu PCR testi uygulaması devreye alınacak.

Sağlık Bakanı Koca da konuyla ilgili açıklama yaptı.

Bakan Koca, "yüz yüze eğitim" kapsamında zorunlu olarak istenecek PCR testlerinin devlet hastanelerinde ücretsiz yapılacağını söyledi.

HABER YORUMLARI
  1. Erhan Papila Papila
    2021-08-28 23:05:06
    Yaklaşık birbuçuk yıldır ülkemiz ve tüm dünya yeni tip coronavirüs’e karşı ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Pandemi nedeniyle yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Ülkemizde de hergün yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Tüm dünya bilim insanları Covid virüsü ile onurlu bir savaş veriyor. Ne yazık ki bu mücadelede ön safta olan bir çok sağlıkçı da hayatını kaybetti. Bilim insanlarının üzerinde uzlaştığı konu ise şu an bizi bu illetten kurtaracak elimizdeki tek araç aşı. Ne yazık ki her dönem olduğu gibi bu dönemde de bilim karşıtı köhne zihniyet yine iş başında. Ve ne acı ki bizim ülkemizde bilime ve aşıya karşı direniş muhafazakar geçinen bazı yazar ve din adamları tarafından yürütülmekte. Özellikle sosyal medya bu kişilerin pervasızca cirit attıkları alandır. Yazarlar, bilim insanları, sanatçılar, aktivistler seferber olmuş insanları aşıya teşvik ederken ne yazık ki Diyanet İşleri Başkanlığımızdan birkaç cılız açıklama dışında ses çıkmıyor. Diyanet İşleri Bünyesindeki din adamı ve yöneticiler sahada ya da sosyal medyada aşı karşıtı propaganda yaparken Diyanet adeta sükut ikrardan gelir dercesine sessiz kalıyor. Bu din adamı ve yöneticilere örnek verelim: Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü Hüseyin Akıncı sosyal medyadaki nerdeyse aşı karşıtlarının tamamını takip ediyor ya da aşı karşıtı söylemleri retweet ediyor. Her yıl onlarca din adamına eğitim veren bir kurumun yönetici ve eğiticisi sosyal medyada bu kadar net aşı karşıtı olursa. Sahada görev yapan ve bu kurumdan geçen din görevleri sahada insanlara nasıl aşı olmalarını telkin edecek? Şimdi şu sorulara cevap bekliyor. Bu yönetici ve din adamı kendisi aşı oldu mu? kendisine akil insan olarak aşı olmakla ilgili soru sorulduğunda ne cevap veriyor? Aşı karşıtlığı bu yönetici ve din adamının kişisel görüşü müdür, yoksa kurumunun politikası mıdır? Eğitim kurumunda eğitim alan din adamlarına aşı ile ilgili düşüncelerini telkin etmiş midir? Kurumdan eğitim alan din görevlerinin aşı ile ilgili görüşleri nedir? Aşı karşıtlığı sahadaki din görevlilerinin ve yöneticilerin şahsi görüşlerimidir, yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın politikası mıdır? Aşı karşıtlığı Diyanet’in politikası ise Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanımız’ın bu konuda bilgisi var mıdır? Aşı karşıtlığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın politikası değilse aşı karşıtı personeline karşı ne yaptırım uygulamaktadır. Diyanet İşlerinin Başkanlığı’nın “Aşı yaptırmamak kul hakkıdır” sözüne kendi personelini bile inandıramazken, vatandaşın nasıl inanması beklenmektedir? Yaklaşık birbuçuk yıldır ülkemiz ve tüm dünya yeni tip coronavirüs’e karşı ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Pandemi nedeniyle yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Ülkemizde de hergün yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Tüm dünya bilim insanları Covid virüsü ile onurlu bir savaş veriyor. Ne yazık ki bu mücadelede ön safta olan bir çok sağlıkçı da hayatını kaybetti. Bilim insanlarının üzerinde uzlaştığı konu ise şu an bizi bu illetten kurtaracak elimizdeki tek araç aşı. Ne yazık ki her dönem olduğu gibi bu dönemde de bilim karşıtı köhne zihniyet yine iş başında. Ve ne acı ki bizim ülkemizde bilime ve aşıya karşı direniş muhafazakar geçinen bazı yazar ve din adamları tarafından yürütülmekte. Özellikle sosyal medya bu kişilerin pervasızca cirit attıkları alandır. Yazarlar, bilim insanları, sanatçılar, aktivistler seferber olmuş insanları aşıya teşvik ederken ne yazık ki Diyanet İşleri Başkanlığımızdan birkaç cılız açıklama dışında ses çıkmıyor. Diyanet İşleri Bünyesindeki din adamı ve yöneticiler sahada ya da sosyal medyada aşı karşıtı propaganda yaparken Diyanet adeta sükut ikrardan gelir dercesine sessiz kalıyor. Bu din adamı ve yöneticilere örnek verelim: Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü Hüseyin Akıncı sosyal medyadaki nerdeyse aşı karşıtlarının tamamını takip ediyor ya da aşı karşıtı söylemleri retweet ediyor. Her yıl onlarca din adamına eğitim veren bir kurumun yönetici ve eğiticisi sosyal medyada bu kadar net aşı karşıtı olursa. Sahada görev yapan ve bu kurumdan geçen din görevleri sahada insanlara nasıl aşı olmalarını telkin edecek? Şimdi şu sorulara cevap bekliyor. Bu yönetici ve din adamı kendisi aşı oldu mu? kendisine akil insan olarak aşı olmakla ilgili soru sorulduğunda ne cevap veriyor? Aşı karşıtlığı bu yönetici ve din adamının kişisel görüşü müdür, yoksa kurumunun politikası mıdır? Eğitim kurumunda eğitim alan din adamlarına aşı ile ilgili düşüncelerini telkin etmiş midir? Kurumdan eğitim alan din görevlerinin aşı ile ilgili görüşleri nedir? Aşı karşıtlığı sahadaki din görevlilerinin ve yöneticilerin şahsi görüşlerimidir, yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın politikası mıdır? Aşı karşıtlığı Diyanet’in politikası ise Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanımız’ın bu konuda bilgisi var mıdır? Aşı karşıtlığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın politikası değilse aşı karşıtı personeline karşı ne yaptırım uygulamaktadır. Diyanet İşlerinin Başkanlığı’nın “Aşı yaptırmamak kul hakkıdır” sözüne kendi personelini bile inandıramazken, vatandaşın nasıl inanması beklenmektedir?