Günümüz dünyasında mülteciler, küresel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Savaşlar, siyasi çatışmalar, doğal afetler ve ekonomik zorluklar gibi birçok etken, insanları ülkelerini terk etmeye zorluyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle bu sorunun en çok etkilediği ülkelerden biri olarak ön plana çıkıyor. Ancak, mültecilerin ülkemize verdiği zarar konusu oldukça karmaşık ve duygusal bir tartışma konusu haline gelmiştir.
Öncelikle, mültecilerin getirdiği ekonomik yükten bahsetmek gerekir. Artan mülteci sayısı, kamu hizmetlerinin ve kaynakların paylaşımında baskı oluşturabiliyor. Eğitim, sağlık, barınma gibi temel hizmetlerin talepleri artıyor ve bu da ülke ekonomisini zorluyor.
Diğer bir tartışma konusu da güvenlik meselesidir. Bazı endişeler ve olaylar, güvenlik kaygılarını artırabilir. Bu nedenle, mültecilerin kimlik tespiti, kayıt altına alınması ve uyum süreçlerinin etkin bir şekilde yönetilmesi önemlidir.
Bu sürecin ne kadar etkin yönetildiği ortada. Toplum mülteciler konusunda çok gergin.
Bugün sosyal medyada bir şey okudum. “Güzel ülkem Araplar sayesinde darphaneye, Suriyeliler sayesinde doğumhaneye çevrildi” diyor.
Çok yakın zamanda, bürokraside ve yönetimde mültecileri görmemiz an meselesi. Çünkü Türkler en fazla iki çocuk yapıyorlar. Geçim endişesi kaliteli yetiştiremem endişesiyle pek düşünmüyorlar. Haliyle Türk ırkı gün geçtikçe azalıyor. Mülteciler hızla ürüyorlar çoğalıyorlar. Zamanla azınlık haline geldiğimizde daha hangi sorunlarla karşılaşacağımızı tahmin edebiliyor musunuz?
Yani TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
Mültecilerin sosyal dokuya etkisi de tartışma konularından biridir. Farklı kültürlerden gelen insanlar, toplumda uyum sağlayamıyor. Arap kültürü Türk kültürüne yakın bir kültür değil, dolayısıyla ciddi anlamda bir uyuşmazlık söz konusu.
Çarşıya gittiğinizde Suriyeli tabelalardan geçemiyorsunuz. Parka gidiyorsunuz çocuklar her tarafı gasp etmiş durumda. Ve dahası laftan halden de anlamıyorlar. Kirli sokaklardan yere tükürmelerinden ve daha pek çok şeyden bahsetmek istemiyorum.
Bir de ensar muhacir konusu kabak tadı veriyor artık. Öte yandan “En çok mülteciyi biz misafir ediyoruz” cümlesinin çoktan gurur kaynağı olmaktan çıktığını, bu plansız, programsız misafirlerin geleceğe dair en vahim sorunlarımızdan biri haline dönüşmekte olduğunu hep beraber dün şahit olduk!
Bu sorun şimdi çözülmezse ne zaman çözülecek? Tekrar söylüyorum; TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?

IPARD III –İKİNCİ BAŞVURU İLANI
1
Avrupa’nın en gelişmiş savaş uçağı Konya’ya iniş yaptı
144893 kez okundu
2
Konya’daki o markaya ait peyniri yemeyin! İfşa oldu
141916 kez okundu
3
Konya’da metrelerce kuyruk oluştu
124979 kez okundu
4
Meram Belediyesi’nden Dünya Günü’nde doğaya çifte dokunuş
123132 kez okundu
5
TFF, kupa finalinin yerinin yeniden değerlendirileceğini açıkladı
121706 kez okundu