Konya
°C
Yeni Meram

NOSTALJİK DENEME

NOSTALJİK DENEME- Behçet BÜYÜKGÖKMEN- Yeni Meram Gazetesi

A+
A-
22.08.2023 01:06
21.08.2023 14:13
0
2171
ABONE OL

Gariban bir adamdı babam. Ömrü hasta bir hatun ve sürekli arıza yapan eski bir kamyonla uğraşarak geçmiş. Derin çaresizliğini dumana vermek istercesine sigara içerdi. Benim dünyaya gelmemle anamın hastaneyi mekan tutması bir olmuş. O nedenle ne ana kucağı ne de ana sütü görmeden bebekliğim tamamlanmış. Hayal meyal hatırladığım ve sevgisini bugün bile hissettiğim rahmetli dedem sırf ben sütle besleneyim diye bir inek almış. Hatırladığım kadarıyla bir kış günü hayata veda etti. Elli yedili yaşlar civarında. Genç yaşta yani. "Garip kuzum" diye büyük bir hüzün ve engin bir merhametle bana sarıldığı an hala hafızamda taptazedir.
Sonradan ineklere olan sevgimi bebeklik döneminde anne sütü yerine inek sütü içmiş olmama bağlarlardı. Hatırladıkça tebessüm ediyorum.
Büyük anam ineğin zaten az olan sütünü tek başıma hepten bitirmeyeyim diye benim sütüme biraz su katar geri kalanı ile de hane halkının ihtiyacını görürmüş. Yokluk, darlık nedir iliklerine kadar yaşamış tam bir Anadolu kadını. Gençlik yıllarıma kadar birlikte yaşadık. Lafını hiç esirgemez, ne diyecekse dobra dobra söylerdi. Sıcacık bir sevgisi vardı. Ona babaanne demek hoşuma gitmezdi, babaanne dersem arada mesafe olacakmış gibi hisseder ve büyük bir muhabbetle ANA derdim.
Bu yoksul kadın ne verirdi de ben kendimi çok iyi hissederdim bilmiyorum.
Belki de anne şefkatine olan ihtiyacımı o karşılardı. Bu nedenle kalbimde derin bir yere sahiptir.
O yıllarda şehrin varoşları sayılabilecek bir yerde yaşıyoruz. İiki katlı ilk katı taş ikinci katı tuğla dan yapılmış sıvasız bir bina, evimiz. Düz toprak dam her yağmur ve kar yağışında hayatı zindan etmeye yeterdi. Çünkü makarna süzgeci gibi gökten ne yağarsa aşağıya süzerdi.
Yan yana dizilmiş evler düşünün. En az bir odası dar sokağa bakar. Bu otuz kırk hanelik eski sokak insana aynı evde yaşayan büyük bir aile hissi verirdi. Kış ayları çatısız damlardan çaresiz sokağa kürenen karlar yürümeyi bile imkansız hale getirir ama sokak sakinleri zorluklara birlikte katlanma konusunda çok zorlanmazlardı.
Annem hasta olduğu için yaklaşık beş yaşına kadar komşu kadınlar beni bakımımı üstlenmişler. Yıllar sonra bıyığım terleyip delikanlı sınıfına geçiş yaptığımda, şakayla karışık, "elimizde büyüdün, üzerinde az hakkımız yok, haberin olsun" diye seslenirlerdi. Bu bir bakıma şımarma, saygılı ol ihtarı gibidir. Allah hepsinden razı olsun.
Hatırasını saygıyla sakladığım komşulardan biri Naciye abladır.
Naciye ablanın benden birkaç yaş küçük kızını, kendimce mazbut görmediğim davranışlarından dolayı döver iyi bir iş yapmış (küçük) adam edasıyla annesinden de ayrıca takdir beklerdim. Bu hatırladıkça tebessüm ettiğim bir anıdır. İlginç olan Naciye ablanın ikinci kattaki evin penceresinden ödül olarak en kırmızı elmalardan atmasıdır.
Muhtemelen o yaşta kızını sahiplenip korumaya çalışmam hoşuna giderdi.
İlkokul çağına geldiğimde kara önlükle tanışmam hafızamda iz bırakan olaylardan biridir. Akrabalardan birinin çocuğunun eski önlüğünü giymek zorunda kalmıştım. Sıfır bir önlüğe sahip olmamak incitici bir durumdu. Yoksulluk nedeniyle mi bana bunu reva gördüler yoksa önem vermedikleri için mi bilmiyorum. Bildiğim kendimi çok kötü hissettiğimdi.

İlkokulda oldukça başarılı bir öğrenci olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Koskoca okulun en gözde üç beş öğrencisinden biriydim.
Zeki, çalışkan ve dindar.
Dindarlığa özellikle vurgu yapıyorum ki içinde yaşadığım koşullar ve karakterimin oluşması süreci hakkında fikir versin. Dördüncü sınıfta iken Kur'an'ı Kerim'i hatmettim. Bu rahmetli babam için olağanüstü bir şeydi. O günün koşullarında hatırı sayılır bir masrafa katlandı ve hatim töreni organize etti. Bu törene o kadar anlam yükledi ki sevinci görülmeye değerdi.

Dördüncü sınıf aynı zamanda öğretmenimizin değiştiği yıldır. Mahallede komşu olduğumuz Musa öğretmen müdür yardımcısı olarak görev aldı ve yerine bir bayan öğretmen geldi. Benim için üzücü bir durumdu. Ama kısa bir süre sonra Server öğretmeni sevdim ve o da beni sevdi. Merhametli bir Anadolu kadınıydı. Benim dindarlığıma saygı duyardı ve bir gün sınıfta Yasın-i şerif okumamı sağladı. O yıllar aslında asrilik çok revaçta idi. Server öğretmen benimle özel olarak ilgilenirdi, muhtemelen o yaşlarda birinin bu kadar tutucu/ dindar olmasını fazla buluyordu. Bir gün sınıfın en güzel ve asri kızıyla dans etmem için masum bir tuzak kurdu. İkimizi de sözlü yapacakmış gibi tahtaya kaldırdı ve işi dans etmeye getirdi. Kız zaten buna istekli ve hazır gibiydi. Ben asla razı olmadım. Öğretmen ne kadar uğraştıysa da beni ikna edemedi. O gün ki ruh halimi hala hatırlarım. İmanını şeytandan kurtarmış mübarek biri gibiydim.
Herşeye rağmen iyi niyetli, merhametli bu Anadolu kadınını, Server öğretmeni hayırla yad ederim. (DEVAM EDECEK)
***
Kağıttan bir hayat, belli belirsiz yaşamak.. ilk ateşte yanmak, kimseye yük olmasın külüm. Ben kağıttan ne yapabilirim ki, küçük bir gemi, hafif bir uçak. Ve hayatım ilk ateşte yanıp uçacak…

HABER YORUMLARI
  1. Henüz yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.