Dolar
16,6373
Euro
17,5086
GRAM ALTIN
979,03
BIST
2.467,79
Konya
kapalı
21°C
Yeni Meram

HUKUK-I SİYASİYE-İ OSMANİYE DERSLERİ: SAİD BEY (2)

HUKUK-I SİYASİYE-İ OSMANİYE DERSLERİ: SAİD BEY (2)- Adem ESEN- Yeni Meram Gazetesi

A+
A-
15.04.2022 01:11
14.04.2022 14:12
0
1412
ABONE OL

İnsanlar hür ve hukukça eşit doğarlar. Sosyal imtiyazlar ancak genel ortak menfaatler üzerine kurulabilir. Osmanlılar İslam dininin esasları üzerine kurulmuştur. Ancak kuruluş sırasında Osmanlılara sığınan bazı gruplar kendi tarzlarını da getirmişler, bunlardan birçok sıkıntılı işler ortaya çıkmıştır. Mesela esir konusunda bazı Müslüman topluluklar İslam’a aykırı olsa da uygulamalarını sürdürmüşlerdir.
Vergi almada da eşitlik ve hakkaniyet esas alınmıştır. Tarımsal üretimde haraç vergisi, tarladan kaldırılan tüm mahsul olmazdı. Osmanlılarda gayri Müslimlerin menkul ve menkul edinme hakları, yanında sanat ve meslek edinme hakları vardı. Irzları da korunmuştu. Eşitliğin başka bir yönü davalara bakılmasında eşitliktir. Bunlara karşılık Osmanlılarda yapılamayan eşitsizlikler şunlardır:
- Gayri Müslimlerden haraç alınması usulü, bunu yazar devletin zaafı ile açıklar.
- Gayri Müslimlerin devlet memuriyetine geçememeleri,
- Elbise bahsi olup gayrimüslimlerin farklı elbise giymeleridir.
Osmanlılarda İslam’a aykırı birçok uygulama meydana geldi. Adalet ve güzel ahlaka önem verilmez hale geldiği gibi, ilme ve eğitime de rağbet edilmedi. Oysa Avrupa bir zamanlar Müslümanların üzerinde durdukları marifet ve bilgiye sahip çıktılar. Bu alanda taassubu bıraktılar. Maarif ve medeniyetteki gelişmeler yanında hukuka bağlı kaldılar. Hukuka aykırı en küçük bir olay herkesin sinirine dokunmaya başladı. Bizde ise bu konuda sıkıntılar ortaya çıktı.
Yazar, kitapta Reşid Paşaya (1800-1858) önemli yer vermiştir. Dini tahsili de olan Reşid Paşa araştırmalarında “Avrupa siyasi hukukunun esasının İslam şeriatı olduğunu anlayıp, Avrupa siyasi hukukunu Şeriat-ı İslamiye ile telif ederek hukuk-ı siyasiyemizi o esas üzere bina ettikçe bizim için selamet olduğu iddiasına kalkıştı. “Hukuk-ı siyasiyemizi esası şer-i İslam olan Avrupa hukuk-ı siyasiyesine tevfikan tensik etmedikçe alem-i medeniyette yer tutmaklığımız mümkün değildir (demiştir)” (Said Bey, 82). “Avrupa hukuk-ı siyasiyesi şer’-i İslam’a tamamıyle muvafıktır” (s.87) demektedir.
Hatt-ı Hümayun’da münderiç olan bazı noktalar: “Şer” ister dine isterse örfe dayansın “kanun” demektir. “Bizde ise ne kadar kanun var ise esasen dinden istinbat olunduğundan ahkam-ı diniyeye müteallık kavanine şeriat demek tamamiyle muvafık-ı maslahattır”. (s.90)
Sultan Süleymen bazı emirleri çıkardığında “şeriatı değiştiriyor” demesinler diye, “kanun” demiştir. Sultan Selim de bazı değişiklikleri “nizam” adı altında yapmıştır. Sultan Abdülmecid de “tanzimat” adıyla düzenleme yapmıştır. Tanzimat Hattı denildiği gibi, bu hattın içinde şer’ kelimesi çok kullanılmıştır. Hattı Hümayun’da “herkes can ve mal ve ırz ve namusdan emin ve tair-i aharla kavanin ve nizamat mükemmelen cari olunca herkesin kendi menfaatini istihsal edeceği say’ ve gayret memlekete müntic hizmet olur”. Reşit Paşa’nın çabalarını Frenk usulü kabul olunurmuş gibi itirazlarda bulunulmuştur. Hattı Hümayun’da; memleket halkından her ferdin emlak ve gücüne göre vergi vermesi, yargılamanın aleni olması, hiçbir kimsenin yargılanmadan cezalandırılmaması, töhmet altındaki kişilerin mallarının müsadere edilerek varislerinin mahrum bırakılmaları ve beşinci olarak Müslüman olan ve diğer insanların bu haklara istisnasız sahip olmalarıdır. Said Bey, bu düzenlemelere karşı Rusların ifsat hareketlerini yaydıkları, devlet Frenk devleti oldu dediklerini, hatta Hicaz’da bile aleyhte propaganda yaptıklarını söyler. Avusturya Prensi De Metternih’in bir nota vererek, Osmanlının Avrupa kurumlarını almak yerine eski sistemin bozulmamasını tavsiye etmiştir. Zira ona göre, Batı kurumları ve kanunları, Osmanlının temeli olan kurallara aykırı olan kurallar üzerine kuruludur. Daha sonra, Hatt-ı Hümayunla kalkan bazı uygulamalar geri gelmiş, iltizam usulü, vergi usulü geri gelince ilerleme (terakkiperver) olanlar üzüldüler.
“İtibar-ı malinin cebren istihsaline kalkışılamaz. Kalkışılacak olursa izale-i itibar tehlikesi mukarrerdir”.
Hukukta eşitlik, İslam ahkamına tamamen uygundur. (s.137)
Napolyon’un Mısır’ı işgaline karşı İngilizler Fransa donanmasının yakınca Napolyon ordusuyla bir süre daha Mısır’da kalmaya mecbur kaldı. Bu arada Napolyon ülkedeki fıkıh eserlerini toplattı ve inceletti. Fransa’ya dönünce ilk ve ikinci derece mahkemelerini İmam-ı Azam’ın sistemine göre düzenledi. (Bu konuda Kadri Paşanın bir kitabı vardır) Fransa Medeni Kanunu olan Code Civil (Napolyon kanunlarını) yayınladı.
Kitapta tüccardan Mehmet Ali Ağa’nın (sonra Paşanın) Fransızlara karşı İngilizlerle ittifakı, Çerkes beylerden hakimiyeti ele geçirmesi, sonra Osmanlı ile mücadelesini de ele almıştır.
Kitapta Rıza Paşanın askeriyedeki başarısı üzerinde de durulmuştur. Ayrıca Ruslara karşı İngiliz ve Fransızlarla Kırım harbi konusu belirtilmiştir.
Tanzimat sonrası siyasi ve iktisadi gelişmeler tartışması sürmektedir. Zira Osmanlılarda her bir inanç topluluğu bir yabancı devletin himayesine girmiş, bu da devlete büyük zararlar vermiştir. Bunun dış sebepleri kadar iç sebeplerini de değerlendirmek gerekir.
Ulus devlete giden süreçte imparatorluklar tasfiye edilmiş yeni siyasi sistem oluşmuştur. Saltanat-monarşilerden meşruti hale gelenler kendilerini kurtarabilmiştir.
Günümüzdeki İslam ülkeleri farklı siyasi sistemlere sahip, bazıları “İslam” kelimesini kullanıyorlar. Ancak çok karşı çıktıkları Avrupa sisteminden yardım isteklerini açıkça dile getiriyorlar. Tarihi süreç içinde de Müslüman ülkelerdeki siyasi sistem konusu pek çok sıkıntıya yol açmıştır. Herhalde bunun sebeplerinden birisi, konunun Said Beyin ele aldığı çizgide sürdürülememesi olarak görülebilir.

HABER YORUMLARI
  1. Henüz yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.